Koca Sinan Paşa

Koca Sinan Paşa 1520 yılında Arnavutluk'ta Debre veya Delvina'da doğdu. 1586 tarihli vakfiyesinde babasının adının Ali olduğu bildirilmektedir. Küçük yaşta devşirme olarak seçilmiş ve eğitimi için Enderun saray okuluna alınmıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde "çeşnigir (sofracı)" olarak çıkma yapmıştır.

Kısa zamanda ilerleyerek Kanuni'nin çeşnigirbaşılığına kadar yükseldi. Malatya sancakbeyliği ile saraydan ayrıldı, sırasıyla Kastamonu, Gazze, Nablus sancakbeyliklerinde bulunduktan sonra Erzurum, Halep ve Mısır beylerbeyliklerinde bulundu (1567).

Zigetvar seferi sırasında Halep beylerbeyi idi. 1565'de Mısır beylerbeyi oldu. Bu görevde iken Yemen'de çıkan isyan sonrasında azledilen Lala Mustafa Paşa'nın yerine vezirlikle Yemen serdarlığına getirildi. 1569'da Mekke üzerinden Yemen'e yürüyerek Aden ve çevresini asilerden temizledi. Kahire Kalesi'ni; Sana'yı ve Kevkeban kalelerini geri aldı. Yemen'i ikinci defa Osmanlı devletine bağladığı için Yemen Fatihi ünvanını kazanan Sinan Paşa, Yemen dönüşü tekrar Mısır beylerbeyliğine tayin edildi.

1572'de de yedinci vezir olarak kubbe vezirliğine tayin edildi. Ertesi yıl Tunus'u İspanyollardan alarak Tunus Fatihi unvanını kazandı ve gösterdiği bu başarıdan dolayı dördüncü vezirliğe yükseldi.

1577'de açılan İran seferinin ikinci yılında, 1579'da, Şirvan'ın elden çıkması üzerine serdarlıktan azledilen ama ikinci vezir olan Lala Mustafa Paşa'nın yerine, o zaman üçüncü vezirliğe yükselmiş olan Koca Sinan Paşa 7 Ocak 1580'de Iran cephesine serdar tayin edildi.

Koca Sinan Paşa İran cephesinde bulunduğu sırada, "Sultan Vekili" ünvanı ile Sadaret kaymakamı gorevi yapan ikinci vezir Lala Mustafa Paşa 7 Agustos 1580'de öldü. 25 Ağustos 1580'de III. Murad İran Serdarı olan Koca Sinan Pasa'ya "ilgar ile Istanbul'a dönmesi" haberiyle mühr-ü hümayunu gönderdi ve Koca Sinan Paşa da birinci defa olarak Sadrazam oldu.

Ancak Koca Sinan Paşa 1582'de çıktığı İran Seferi'nden başarısızlıkla ve İran'la barışı sağlayamadan Temmuz'da döndü. Safevilerin hücumları ile Gürcistan ve Şirvan da tehlikeye girdi. İran'dan istenilen yerleri İran Şahı'nın terkedeceği hakkında Sadrazam Koca Sinan Pașa'nın Sultan'a verdiği sözler de asılsız çıktığı için 6 Aralık 1582'de sadaretten azledilerek Malkara'ya sürüldü. Selanikî tarihi bu sürgün hakkında Sultan III. Murat'ın "İstanbul zahiresine siklet vermesin, Malkara otlu ve sulu bir yerdir, anda karar edersin" dediğini bildirmektedir.

Malkara'da dört yıl kaldıktan sonra affedilerek 1586'da Şam beylerbeyliği görevi verildi. 14 Nisan 1586'da Siyavuş Paşa'nın ikinci sedaretinden azli üzerine ikinci kez sadarete getirildi. "Haremi humayun kadınları ve harem ağalarına vermiş olduğu 100.000 altın sayesinde evvela Şam valiliğine ve oradan da tekrar vezir-i azamlığa" getirildiği söylenmiştir. 1 Ağustos 1591'de tekrar azledilerek Malkara'ya gönderildi.

Kapıkulu ocaklılarının isyanı üzerine 28 Ocak 1593'te tekrar üçüncü defa sadrazam oldu. 29 Haziran 1593'de Bosna ve Macaristan beylerbeyleri ordusu Kulpa'da Avusturyalılar tarafından baskınla bozguna uğratıldı ve Bosna Valisi Telli Hasan Paşa, sancakbeylerinden Sultanzade ve diğer bazı beyler bu bozgunda şehit oldular. Bu bozgun haberinden dolayı sadrazam III. Murad'ı Avusturya'ya savaş açmaya ikna etti ve Avusturya elçisi Yedikule'ye hapise atıldı. 19 Temmuz'da Serdar-ı Ekrem olarak Koca Sinan Paşa Avusturya seferi için harekete başladı. Macaristan'a erişen ordu Kasım'da birkaç küçük kaleyi (Vespirem ve Polata) ele geçirdi ise de 4 Kasım 1593'te İstolni Belgrad muhaberesinde yenilip Budin'e çekildi ve kış dolayısıyla ordu İstanbul'a döndü.

5 Mayıs 1594'de ordu Serdar-ı Ekrem Sadrazam Koca Sinan Paşa komutanlığında "Hünkar Tepesi"'nden "Sirem Sahrası"na geçip yeni bir Avusturya Seferi başladı. Bu ordu Mayıs sonunda Macaristan'a yetişip Avusturya'lılar tarafından kuşatma altında bulunan Estergon ve Hatvan kalelerini kuşatmadan kurtardı. Sonra Kırım Hanı'nın da sefere katılması ile sınırda bulunan kalelerin alınmasına başlandı. Temmuz 1594'de Osmanlı orduları Avusturyalılardan Tata, sonra (Eylül'de) Yanıkkale ve Komaron kalelerini ele geçirdiler. Bu sırada Papalık desteği ile 6 Kasım'da Eflak Voyvodası olan Mihail başta olmak üzere ile Erdel Prensi ve Boğdan voyvodası arasında bir "Kutsal İttifak" anlaşması yapıldı. Bu bölgelerde yaşayan müslüman halkı katliamdan geçirilmeye başlandı; bu bölgelerden, Silistre ve Rusçuk'tan parasız, pulsuz yoksul müslüman olanlar göçe başladılar ve İstanbul bile bu göçmenlerle dolmaya başladı. 1 Ocak 1595'da Eflak Prensi güçleri İbrail kalesine hücum edip şehri yaktılar.

Serdar-ı Ekrem olan Koca Sinan Paşa hala cephede bulunmakta olduğu bir sırada 15 Ocak 1595'de çok şiddetli bir kış havası altında İstanbul'da III. Murad öldü. Yerine geçen oğlu III. Mehmet, Manisa'dan gelip 27 Ocak'ta tahta geçti. Şubat 1595'te Koca Sinan Paşa'yı cephede iken Sadrazamlıktan azledip yerine Serdar Ferhat Paşa sadrazamlığa getirildi. Yeni sultan, cepheden İstanbul'a dönen Koca Sinan Paşa'ya İstanbul'a girmemesi ve sürgüne Malkara'ya gitmesi için buyruk gönderdi. Fakat Koca Sinan Paşa maruzatı olduğu beyanıyla Halkalı'ya kadar geldi; üzerine asker gönderilip Koca Sinan Paşa buradan sürgün yeri olan Malkara'ya götürüldü.

Koca Sinan Paşa Temmuz 1595'te dördüncü kez sadarete getirildi. Bu sedareti sırasında Eflak'ta çıkan Eflak Voyvodası II. Mihal (Cesur Mihal) isyanını bastırmak üzere Eflak'a sefere çıktı. Ama Eflak Prensinin gerilla savaşları ve Erdel Prensi Sigismund Batori'den destek görmesi ile bu sefer kış yaklaştıkça zorlaştı. 27 Ekim 1595'de Osmanlı güçleri Tuna Nehri'nin yakınlarında "II. Mihal'in nisbeten ufak Eflak gücünün bir baskınına uğrayıp yüksek sayıda Osmanlı askeri zayiatı vererek mağlup oldu. Ama II. Mihal'in güçsüz ordusu dolayısıyla Osmanlı ordusu Bükreş'i eline geçirdi. Bu başarısızlık ve mağlubiyetten dolayı Koca Sinan Paşa serdarlıktan ve 4 ay 13 günlük süren beşinci sadaretten 19 Kasım 1595'te azledildi. Tekrar Malkara'ya sürüldü.

Ancak yerine getirilen Tekeli Lala Mehmed Paşa'nın 10 gün sonra vefatı üzerine 1 Aralık 1595'te beşinci kez sadrazam oldu.

III. Mehmet'in Eğri seferinin hazırlıklarını yaparken 90 yaşını geçmiş olduğu halde 3 Nisan 1596 tarihinde vefat etti. Parmakkapı'da inşa ettirmiş olduğu türbesine defnedildi.


Sonraki Konu - Hadım Ali Paşa
Previous
Next Post »