I. Mustafa

I. Mustafa
I. Mustafa, 1591 yılından Manisa'da doğdu. Babası III. Mehmet olup annesinin adı bilinmemektedir. Osmanlı Sultanları arasında ilk defa babadan oğla geçme düzeni bozularak, ekber yani en büyük hanedan üyesi olarak tahta geçti. Ağabeyi I. Ahmet'in vefatından sonra I. Ahmet'in büyük oğlu olan Genç Osman'nın henüz 13 yaşında olması nedeniyle I. Mustafa'nın tahta geçmesine karar verildi.

I. Mustafa, ilk kez 22 Kasım 1617 tarihinde tahta geçti. Ancak saltanatı devam ettirmek istememesi ve sağlığının uygun olmaması yüzünden 26 Şubat 1618'de tahtı kardeşinin oğlu Genç Osman'a bıraktı. Genç Osman'ın 20 Mayıs 1622 tarihinde Yeniçeriler'in isyanı sonucu idam edilmesi ile 10 Mayıs 1622 tarihinde ikinci defa tahta geçmek durumunda kaldı.

I. Mustafa, devlet işleriyle ilgilenmek istemeyip, devlet erkanına bırakmak istedi. Tahttan indirilen Genç Osman'ın Veziriazam Kara Davut Paşa tarafından idam ettirilmesi karışıklıklara sebep olmuştu. Bunun üzerine I. Mustafa, Kara Davut Paşa'yı azlederek yerine Mere Hüseyin Paşa'yı geçirdi. Ancak çıkan isyanın son bulması için yeterli olmadı. Abaza Mehmet Paşa, Anadolu'dan İstanbul'a yürüdü. Anadolu'daki isyanlar devam ediyordu. İsyanlar ancak Divan'ın toplanarak Genç Osman'ın katline neden olanların yakalanması için ferman çıkarılmasıyla hafifledi.

İç karışıklıklar devam ederken Lehistan bu durumdan faydalanarak antlaşma şartlarını yerine getirmedi. Osmanlı kıyılarına girdiler. Karadeniz Serdarı Damat Recep Paşa, Kilgra önünde Lehistan donamasını mağlup ederek İstanbul'a döndü. 1623'te sadarete getirilen Kemankeş Ali Paşa, Şeyhülislam Yahya Efendi ve diğer devlet erkanı toplanarak Padişah I. Mustafa'nın, saltanatta kalmaması gerektiği konusunda karara vardılar. 10 Eylül 1623 tarihinde I. Mustafa, ikinci defa tahttan indirildi ve yerine I. Ahmet'in oğlu IV. Murat geçti.

I. Mustafa hayatının geri kalanını sarayda dinî vazifelerini yerine getirerek sürdürdü. Hiçbir zaman Osmanlı tahtına oturmak istemediği için devlet işleriyle alakadar olmadı. 20 Ocak 1639 tarihinde Topkapı Sarayı'nda vefat etti. Ayasofya Camii karşısındaki türbeye defnedildi. Sadaka vermeyi seven merhametli bir padişahtı. Pasif davranışları ve sessiz kişiliği yüzünden "deli" lakabı takılmıştı. Saraydaki havuza altın atması da bu lakabın takılmasına neden olmuştur.
Previous
Next Post »