Damat Lütfi Paşa

Damat Çelebi Lütfi Paşa (1468 - 27 Mart 1564), ailesi ve doğum yeri bilinmemektedir. Enderun'da terbiye edilip, öğretim görerek yetiştirildi. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Dimetoka’da vefât ettiği sanılmaktadır. Enderun'da eğitim ve öğretimini tamamlayan Lütfi Paşa, Osmanlı Sultanı II. Bayezid (1481-1512) devrinin son zamanlarında çuhadar iken, Yavuz Sultan Selim Hanın 1512’de tahta geçmesiyle, müteferrika oldu. 

Yavuz Sultan Selim (1512-1520) devrinde çeşnigirbaşı, kapıcıbaşı ve mîralem vazifeleri verildi. Bu vazifelerinde Sultan’ın takdirini kazandı. Kastamonu ve Aydın sancakbeyliklerinde bulundu. 1522 yılında Kanuni Sultan Süleyman ile birlikte Rodos'un Fethine iştirak etti (1522). Yanya sancakbeyi iken Viyana Kuşatmasına katıldı (1529). 1533’te Karaman beylerbeyi oldu. Irakeyn Seferine katıldı (1533-1536). Önce Anadolu, peşinden Rumeli beylerbeyliğine getirildi(1536). Kısa bir müddet sonra, üçüncü vezirliğe tayin olundu. 1537’de Kaptan-ı Deryâ Barbaros Hayreddin Paşanın iki yüz seksen gemilik Korfu Seferine serdar olarak katıldı. Korfu Seferinde Kanuni Sultan Süleyman, Avlonya’da bulunurken, Lütfi Paşa da İtalya sahillerinde, Osmanlının yokluğunda Akdeniz’i kana boyayan korsanları ve Haçlı donanmalarını aradı. Otranto ve Castro kalelerini tahrip ederek, donanmayla İstanbul’a döndü. 

1538 yılında İkinci vezirliğe tayin edildi. Kanuni Sultan Süleyman ile Boğdan Seferine katıldı. Bu sefer esnasında Prut Nehri üzerinde köprü inşa ettirerek Mimar Sinan'ı Sultan’a tanıttı. Boğdan Seferi sonunda 13 Temmuz 1539 tarihinde veziriazamlığa tayin edildi. Yavuz Sultan Selim’in kızı ve Kanuni Sultan Süleyman'ın kız kardeşi Şahi Sultan ile evlenerek Osmanlı hanedanına damad oldu. 1541 Nisanında emekli olduktan sonra, Dimetoka’da ilim ile meşgul olup, kıymetli eserler yazdı. Emekli haslarıyla geçinerek, vefatına kadar Dimetoka’da oturan Lütfi Paşa, hacca da gitmiştir.

İyi bir idareci, teşkilatçı, kumandan olan Damat Lütfi Paşa, Enderun'daki eğitim ve öğretiminin yanında tayin olunduğu çevrenin alim ve şairleri ile sıkı münasebet kurarak, ilmini artırmıştır. Arap edebiyatı, fıkıh, hadis, tarih ve diğer ilimlerin yanında tıp ilmini de bildiğinden, Arapça ve Türkçe kitaplar yazmış, tercümeler yapmıştır. 1554 senesine kadar Osmanlı tarihini ihtiva eden Tevârih-i Âl-i Osman, vezirlerin ve devlet adamlarının uyacağı kaidelerden bahseden Asafnâme, tıp ve dini ilimleri konu edinen Tuhfetü’t-Tâlibîn Kitâb-ül-Es’ile ve’l-Ecvibe, Tenbih-ül-Gâfilîn ve Tekîdü’s-Sâlikîn, Kitâbü’l-Künûz fi’l-Letâifi’r-Rumûz, Zübdetü’l-Mesâil fi’l-İtikâdât ve’l-İbâdât dâhil yirmiye yakın eser te’lîf ve tercüme etmiştir.


Sonraki Konu - Mithat Paşa
Previous
Next Post »