Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa

Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa
Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa, 1851 yılında Yanya’da doğdu. Avlonyalı Mutasarrif Mustafa Nuri Paşa adında bir Arnavut beyinin oğludur. Aile adı Valora'dır. Yanya'da sibyan mektebi ve rüştiyeyi bitirdikten sonra Yanya Rum Lisesi'nde okudu. Özel öğretmenlerden yedi yıl Arapça, Fransızca, İtalyanca ve Rumca dersleri aldı. 1867 yılında babasının Resmo Mutasarrıflığı'nda ve Resmo Cinayet Meclisi Baskâtipliği görevi ile memuriyete başladı.

Kandiye, Mostar, Saraybosna, Diyarbakır ve Halep'de çeşitli mülkiye ve adliye memurluklarında bulundu ve çeşitli komisyonlarda üyelik yaptı. Ocak 1884'de İstanbul'a gelerek Şura-yı Devlet üyesi ve Kasım 1884'de "Tanzimat Dairesi" üyeliklerine getirildi.

1889’da vezirlik rütbesi ile Konya Valisi yapıldı. Bu görevde önemli başarılar kazanıp, bu yöreye büyük hizmetler yaptı. Bir ara Konya’yı ziyaret eden Alman elçisinin güvenini kazanıp, onun tarafından padişâha methedildiği ve nihayet saray mensuplarından İzzet Paşa’nın güvenini kazanmış olduğu da söylenir. Konya merkezde ve ilçelerde hükümet konakları, hapishaneler, askeri kışlalar ve depolar, (merkezde Hamidiye Sanayi mektebi, idadi vb) okullar, Gureba Hastanesi, memleket bahçesi parkı, buğday pazarı, yollar, şoseler, köprüler yaptırdı. Konya'ya içme suyu getirtti. Selçuklu eserlerini tamir ve restore ettirdi. Bu eyalete bağlı Antalya'da liman, iskele ve rıhtımlar yaptırdı. Konya eyaletinde eşkiyaları tenkil ederek elimine etti. Devlet dairelerine ve eğitimde ıslahatlar yaptı. Sanayii teşvik etti ve özellikle halıcılık sanayinin canlandırılıp geliştirilmesine çaba harcadı.

1902'de Makedonya isyanı gittikçe yayılmaya başladı. Osmanlı devleti Makedonya'da ıslahata karar vermek zorunda kaldı. Mehmet Ferid Paşa İstanbul'a davet edilerek Rumeli Islahat Komisyonu Reisliği görevine getirildi. 25 Ekim bu ıslahat tedbirleri açıklandı ve uygulanmaya koyuldu. Devlet işleri daha da ağırlaşmadan Sadrazam Said Paşa’nın azline gerek görüldüğünden kendisinden sadakat senedi alınarak Ocak 1903'de sadrazam tayin edildi.

Sadrazamlık döneminde Arnavutluk ve Makedonya'daki karışıklık devem etti. Sisam'da isyan çıktı. Tanziamat devrinin başından beridir koordinasyonsuz alınan dış borçların geri ödenebilmesi problem oldu ve konsolidasyon yapılıp borçların birleştirilmesi devleti çok uğraştırdı.

"Ermeni patırtısı" devam etmekteydi. 21 Temmuz 1905 tarihinde II. Abdülhamid'i hedef alıp onu ve yakın efradını bir bombayla öldürmek amacıyla "Bomba Olayı" suikatı oldu. Bu suikast Osmanlı tarihinde tekti. Suikastı hazırlayan Ermeni komitacı anarşistlerden Baku'lu Samoil Koyin ve ekibi ile Belçikalı anarşist Charles Edouarda Jorris Avrupa'da "İnfernal" denilen 100 kg ağırlıkta tahrip kalıbı içeren saatli bir bomba yapmışlar; II. Abdülhamid'in Cuma selamlığı nedeniyle saraydan çıkıp Yıldız Hamidiye Camii'ne gidiş gelişi gözlemlenip zaman hesapları yapılmış ve bomba bir yeni faytona yerleştirilmiş ve suikastçiler ve tetikçiler için kaçma planları ve pasaportları hazırlanmıştı. 21 Temmuz günü Sultan camiden çıkışında biraz geciktiği için Saat Kulesi önünde patlatılan bomba sırasında orada olmamıştı. Sultan soğukkanlılıkla arabasını kendi sürüp hızla Yıldız Sarayı'na döndü. 26 asker ve sivil ölü; 58 yaralı ve 26 at bu patlamanın zayiatı idi. Büyük devlet temsilcilerinin baskıları nedeni ile Sultan suikastçıları bağışladı.

1906'da Şehiremini (İstanbul Belediye Başkanı) Rıdvan Paşa bir suikast sonucu öldürüldü.

Büyük devletler Osmanlı Devleti aleyhinde tutum ve politikalarını devam ettirmekteydiler. Bu arada 26 Aralık 1912'de Ege Denizinde Midilli ve Limni adalarının gümrük ve posta idarelerine büyük devletler tarafından el konulup onların direk temsilcileri tarafından idare edilmelerine başlanmıştır.

Rusya Cari II. Nikola ile Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph Osmanlı Devleti'ni Balkanizasyon politikası uygulayarak parçalama politikasını uygulamakta devam etmekteydiler. 10 Haziran 1908'de İngiltere Kralı VII. Edward ile Rus Çarı II. Nikola arasındaki yapılan Reval Görüşmeleri'nde görüşmelerde Osmanlı Devleti ile ilgili konular da konuşuldu ve Rusya ile İngiltere’nin Türkiye’ye son darbeyi vurup Anadolu'nun bile paylaşması konuları ele alınmıştı. Jön Türkler, bu dönemde İttihat ve Terakki çatısı altında teşkilatlanıp, II. Abdülhamid’e karşı faaliyet yürütüyorlardı ve bu görüşmelerden iyi ayrıntıları ile haberdar olmuşlardı. Reval görüşmeleri bu grup taraftarlarınca istibdat rejimi uygulayan sultana karşı siyasi bir propaganda silahı olarak kullanıldı ve uzun süreden beri hazırlanılan devrim sürecini hızlandırdı.

İkinci Meşrutiyet'in getirilmesine neden olan Jön Türkler'in yarattığı "Rumeli Olayları" Nisan 1908'de başladı. Makedonya'da Manastır'da bulunan 3. Kolordu içinde hoşnutsuzluk iyice aldı yürüdü ve bu askeri birliğin İstanbul'a yürüyüp Kanun-i Esasi'yı tekrar getirmesi açıkça konuşulur oldu. İstanbul'daki hükümet idaresi bu kolordunun merkezine bir araştırma teftiş komisyonu gönderdi. Bu komisyonun bu kolorduda ve bölgede siyasi faaliyet ve askeri devrim konularına çok eğilmiş bir komutan olan Kolağası Resneli Niyazi Bey 3 Temmuz 1908'de 200 asker ve 200 başıbozuktan oluşan bir birlikle dağa çıktı ve Kanun-i Esasi'nın geri getirilip İkinci Meşrutiyet'in ilanını istedi. Bu grup büyümeye başladı. Balkanlardaki diğer askeri birlik komutanlarının, özellikle Selanik'teki orduda bulunan Enver Bey'in, çok ilgisini çekti. Manastır'dan yayılan askeri gruplar İstanbul'da bulunan Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa hükümetinin bu isyanı bastırma gayretleri sonuç vermedi ve hatta bu isyancıların istekleri İstanbul civarı ve içindeki birlikler arasında yayıldı. İstanbul'daki Hükümet Makedonya'da hareketleri bastırmak için Arnavut asıllı Şemsi Paşa'yı Manastır ve civarındaki isyancılar üzerine yürümeye emretti ve ona İstanbul'dan destekçi birlikler göndermeyi garanti etti. Fakat Şemsi Paşa İttihat ve Terakki'ye bağlı bir subay tarafından öldürülünce bu politika da boşa çıktı. İttihat ve Terakki Makedonya'da bulunan üç vilayetin idaresini tümüyle ele almıştı. Sultan Abdülhamit bir paniğe kapıldı; Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa hükümeti hiç güçsüz kalmıştır; yörel ve yerel idareler merkezden verilen emirleri uygulamamakta idiler. Osmanlı Hanedanı'nın sona erdirileceğinden korkan Sultan II. Abdülhamit 24 Temmuz 1908'de, 29 yıl askıda kaldıktan sonra Kanun-i Esasi'nın yeniden uygulanacağını yani İkinci Meşrutiyet'i ilan etmek zorunda kaldı.

Mehmed Ferid Paşa, Kanun-i Esasi’nın tekrar ilan edilmesi zorunluluğu ortaya çıkınca, İkinci Meşrutiyet'in ilanından iki gün önce sadrazamlıktan azledilmiştir. Azil nedeni olarak da; Rumeli’de çıkan olayları yatıştıramaması, padişaha meşrûti yönetimin kabul edilmesi tavsiyesinde bulunması ve Meşrutiyet için İttihat ve Terakki’ye yardım ettiği iddiaları vardır. Esas neden ise, Kanun-i Esasi’nin tekrar ilan edilmesinde yeni bir sadrazama ihtiyaç duyulmuş olmasıdır. Ayrıca yeni dönemde deneyimli bir sadrazam atanarak başta İngiltere olmak üzere Düvel-i Muazzaman'nın desteğinin alınması düşünülmüştür. İttihat ve Terakki ile mücadele döneminin Sadrazam Mehmed Ferid Paşa’nın görevinden alınması, sorumluluğun da ona yüklenmesi anlamına geliyordu. Yapılan hükümet değişikliğinde, Sadrazam ve Serasker Rıza Paşa dışındaki hükümet üyeleri yerlerinde bırakılmıştır.

Şubat 1909'da Ayan Meclisi üyeliğine atandı. Ayrıca kendisine Aydın vali vekiliği görevi verildi. Mayıs 1909'da sadrazam Ahmed Tevfik Paşa tarafından Dahiliye Nazırı yapıldı ama Ağustos 1909'da bu görevden istifa etti. 1912'de tekrar Dahile Nazırlığı yapmaya davet edildiyse de bu görevi kabul etmedi. 1912'de Ayan Meclisi Reisliğine getirildi. Fakat 1913'de Kâmil Paşa hükümeti Bâb-ı Âli Baskını ile düşürülmesi ile bu görevden azledildi. Mısır'a gidip yerleşti. 


Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa, 1914'de kalp hastalığı tedavisi için İtalya'da San Remo şehrine gitti. Burada vefat etti. Cenazesi Avlonya'ya naklledildi.

Sonraki Konu - Hüseyin Hilmi Paşa
Previous
Next Post »