Germiyanoğulları Beyliği (1300-1423)

Germiyanoğulları
Germiyanoğulları Beyliği, Anadolu Selçuklu Devleti’nin çökmesi ve dağılmasıyla başlayan Anadolu Beylikleri döneminde Batı Anadolu’da Kütahya merkezli olarak kurulmuş bir beyliktir. Musul şehri Germiyan aşiretinin lakabının anlamı Farsça dillerinde 'sıcak' anlamına gelen germâ sözcüğünden, yine Farsçadaki çoğul üretme takısı -yân ile türetilmiştir. 'Ilıcalar' anlamına gelir.

I. Murat döneminde bazı toprakları (Tavşanlı ve Kütahya) çeyiz olarak Osmanlılar'a verildi. Ankara Savaşı’ndan sonra yeniden kurulurken, II. Murat 1428 yılında son verdi. Böylece Germiyanoğulları beyliği, Osmanlılar'a katıldı.

Germiyanoğuları’nın kesin olarak hangi tarihte Kütahya ve civarına yerleştikleri bilinmemektedir. Ancak Baba İshak ayaklanmasının 1241’de bastırılmasından sonra, II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından bölgeye yerleştirildikleri ileri sürülmektedir. Ayrıca, Selçuklu şehzadesi olduğu iddiasiyla Karamanoğlu Mehmed Bey’in ortaya çıkardığı Cimri (Gıyaseddin Siyavuş)’nin yakalanması hadisesinde (1277) rol aldıklarına göre bu tarihte Kütahya, Afyon ve Denizli taraflarında yerleşmiş oldukları tahmin edilmektedir. Baba İshak isyanı sırasında Malatya’da olan 
Germiyanoğulları'nın Cimri hadisesi esnasında Batı Anadolu’da bulunmaları, muhtemelen Moğol istilası sebebi ile bu bölgeye göç ettiklerine delâlet etmektedir.

Cimri olayı sırasında (1277) Bati Anadolu’da bulunan ve Anadolu Selçukluları’nın hizmetinde hareket eden 
Germiyanoğulları'na bu hizmetleri karşılığında Kütahya ve civari iktâ, yani timar olarak verilmiştir. Bu hadise sırasında Sâhipataoğulları Beyliği emrinde olduğu görülen Germiyanlılar, bu tarihten itibaren güçlü bir beylik haline gelmeye başladılar. Nitekim Batı Anadolu’daki Aydınoğulları, Menteşeoğulları, Saruhanoğulları ve Denizli beyleri ilk zamanlarında Germiyanoğulları’na tâbi idiler.

Moğollar’ın Anadolu’yu işgali ve Selçuklu Devleti üzerinde hakimiyet kurmalarından sonra 13. yüzyılın sonları ile 14. yüzyılın başlarında uçlardaki beyler bağımsızlıklarını almaya başladılar. Germiyanoğulları da Selçuklu-Moğol idaresine karşı çıkarak 1283’ten itibaren bir beylik olarak teşkilatlanarak II. Mesud’a karşı mücadeleye giriştiler. 1286-1291 yılları arasında meydana gelen bu olaylarda bazen Germiyanoğulları, bazen da Selçuklu sultanı II. Mesud galip geldiler. Bu tarihlerde Germiyan kuvvetlerinin başında Hüsameddin I. Ali Şîr bulunuyordu. 13. yüzyılın sonlarında ise beyliğin başında Hüsameddin Bey’in kardeşi Yakup Bey bulunuyordu. Bu sırada Germiyanoğulları, Selçuklular’a tâbi olarak iyi ilişkiler içindeydiler.

Germiyanoğulları Beyleri

I. Yakub Bey

Germiyanogulları Beyliği’nin kurucusu Yakub bin Ali Şîr olup, onun zamanında en parlak devrini yaşamıştır. Yakub Bey, Anadolu Selçuklu Devleti hizmetinde emir-i kebir sıfatını taşıyacak derecede önemli vazifelerde bulunmuştur. Yakub Bey bu dönemde nüfus sahasını Kırşehir’e kadar uzattı. III. Alaaddin Keykubad’in saltanattan çekilmesinden sonra Selçuklu tahtına ikinci defa geçen II. Gıyaseddin Mesud’a tabi olmayan Yakub Bey, İlhanlı Devleti’nin hakimiytini tanıyarak senelik vergi vermeye başladı. Bu dönemde Karamanoğlu Beyliği’nden sonra Anadolu’da en önemli beylik Germiyan Beyliği idi. Yakub Bey yaklaşık 1305’de kumandanı Aydınoğlu Mehmed Bey'i, Batı Anadolu'daki sınırlarını genişletmek maksadıyla görevlendirdi. Aydınoğlu Mehmed Bey Birgi merkez olmak üzere İzmir ve civarının fethine teşebbüs etmiş ve daha sonraları bölgede kendi beyliğini kurmuştur. Yakub Bey zamanında Bizanslılar’la karşılıklı savaşlar yapılmıştır. Nitekim Yakub Bey 1305’de Menderes nehri kenarındaki Tripolis şehrini ve Angir (Kiliseköy)’ü zaptetmiş ve 30 bin kişilik bir kuvvetle Philadelphia(Alaşehir)’i kuşatmıştır. Ancak Bizans’ın isteği üzerine yardıma gelen Katalanlar’ın saldırısı karşısında geri çekilmek zorunda kalmıştır. Katalanlar’ın bölgeyi terketmesinden sonra Yakub Bey, yeniden Philadelphia (Alaşehir) üzerine giderek burayı vergiye bağladı(1314).

İlhanlı hükümdarı Olcaytu’nun Anadolu'daki beylikleri itaat altına almak için gönderdiği (1314) Emir Çoban’ın davetine gelerek itaatlerini bildiren beyler arasında Germiyanlı Alişiroğulları ve Germiyanogulları’na tâbi beyler de vardı. Daha sonra Emir Çoban oğlu Demirtaş, Anadolu’ya geldiğinde (1325) Eşrefoğulları ve Hamitoğulları Beyliklerini ortadan kaldırmış, diğerlerini zaptetmek için Eğridir’de hazırlık yaparken maiyyetinde ki beylerden Eretna’yı da Karahisar-i sahip taraflarına göndermişti. Yakub Bey’in damadı olan Karahisar Bey’i kayınpederinin yanına Kütahya’ya sığınmıştır. Yakub Bey ile Eretna Bey arasında bir savas çıkmak üzere iken Demirtaş’tan gelen emir üzerine Eretna Bey Sivas’a çekilmişlerdir (1327). Yakub Bey’in 1340’larda vefat ettiği tahmin edilmektedir. El-Ömerî, Yakub Bey devrinde Germiyanoğulları Beyliği'nin talimli düzenli ordusu olduğunu kaydetmektedir.

Mehmed Bey (1340-1361)

Yakub Bey'den sonra Germiyanogulları Beyliği'nin başına oglu Mehmet Bey geçmiştir. Mehmed Bey, mücadeleci ve savaşçı anlamına gelen Çahsedan veya Çagsadan lakabıyla anılıyordu. O'nun zamanında, daha önce Katalanlar tarafından işgal edilen Küldi (Kula) kasabası rumlardan, Angir (Simav) kasabası Bizans İmparatorluğu'ndan geri alınmıştır. Mehmed Bey hakkında bilinenler çok azdır. Germiyanogulları Beyliği Yakub Bey'den sonra eski üstünlüğünü kaybetmiş, hatta Mehmed Bey devrinde Aydınogulları bağımsız hale gelmişlerdir. Mehmed Bey 1361'de vefat etmistir.

Süleyman Şah (1361-1387)

Sah Çelebi olarak da anilan Süleyman Sah, babası Mehmed Bey'in vefati üzerine Germiyan hükümdari olmustur. O'nun hükümdarlığının ilk yılları olaysız geçmiştir. Karamanoğulları Alaaddin Bey ile Hamitoglu İlyas Bey arasındaki mücadelelerde İlyas Bey'in tarafını tutmuştur. Karamanoğlu'nun saldirisina uğrayan İlyas Bey kendisine sığınınca ona yardım etmiş ve topraklarini geri almasını sağlamıştır. Bu durum Süleyman Sah ile Karamanoğlu Alaaddin Bey'in arasını açmıştır.

Bu dönemde Germiyanoğulları beyliği iki önemli Anadolu beyliği arasında sıkışmıştır. Süleyman Sah, kuzeyde devamlı topraklarını genişleten Osmanlılar'dan ve güneydoğuda Karamanoğulları'ndan gelecek saldırılara karşı topraklarını koruyabilmek için bazı imkanlar aramıştır. Bu maksatla kızı Devlet Hatun'u I. Murat'ın oglu Yıldırım Bayezid ile evlendirmiş ve kızının çeyizi olmak üzere Kütahya, Tavsanlı, Simav ve Eğrigöz dolaylarını Osmanlılar'a bırakmıştır. Böylece büyük fedakârlıklarla dostluk ilişkisi kurmaya çalışan Süleyman Sah, kendisi Kula'ya çekilmiştir (1381). Yıldırım Bayezid ise Kütahya valiliğine getirilmiştir.

Ayni dönemde Karamanoglu Alaaddin Bey de Osmanlılar'la akrabalık kurmak istemiş ve I. Murat'in kızı Melek Hatun ile evlenmiştir. Ancak bu evlilik Germiyanoğlu Süleyman Sah'i tedirgin etmistir.

Süleyman Sah 1387'de Kula'da vefat etmis ve orada yaptırdığı Gürhane Medresesi'ne defnedilmis ve yerine oğlu II. Yakub Bey Germiyan beyi olmuştur.

II. Yakub Bey

Babası Süleyman Sah zamanında Uşak ve Suhud bölgesinde vali bulunan Yakub Bey onun ölümü üzerine (1387) Germiyan beyi olmuştur.

Osmanlı padisahı I. Murat'in I. Kosova Savaşı'na diğer bazı beylikler gibi yardımcı kuvvet gönderen II. Yakub Bey, I. Murat'ın savaş meydanında şehit düşmesi üzerine Osmanlı nüfusundan kurtulmak istedi. Karamanoğulları basta olmak üzere bazı toprakları Osmanlılar tarafından alınan Hamitoğlu, Saruhan ve Menteşe beyliklerinin oluşturduğu ittifakı destekledi. Ayrıca bu durumdan istifade ederek babası tarafından kızkardeşi'nin çeyizi olarak verilen yerlerden geri aldı ve Kütahya'yı ele geçirdi.

Bu durum karşısında Yıldırım Bayezid, Rumeli'de sulh ve sükunu sağladığı gibi Sırplarla da anlaşma yaptı. Daha sonra hemen Anadolu'ya geçen Bayezid, kısa zamanda kendi aleyhine gerçekleştirilen ittifakı dağıttı. Saruhan, Aydın ve Menteşe beyliklerini isgal ettikten sonra Kütahya'ya yöneldi. II. Yakub Bey bu durumdan endişeye düştüğü için Yıldırım Bayezid'i pekçok hediyelerle karşıladı. Ancak Osmanlı Padisahı, kayınbiraderine güvenmediği için yakalatmış, veziri Hisar Bey ile birlikte Rumeli'de İpsala kalesine hapsetti.

Böylece bütün Germiyanogulları'na ait topraklar 1390 yılında Osmanlı topraklarına katılmış oldu.

Yakub Bey 1399'a kadar Ipsala'da kaldı ve sonunda bir fırsatını bularak kaçtı ve deniz yoluyla Sam'a gitti. O sırada Şam'a gelmiş olan Timur'a sığınan Yakub Bey, maiyyetinde olanlarla birlikte Ankara Savaşı'na kayıldı (1402). Yıldırım Bayezid'in Timur'a mağlub olmasıyla Osmanlı Devleti'nin parçalanması üzerine diğer beylikler gibi Germiyanoğulları Beyliği de yeniden teskil edildi ve idaresi II. Yakub Bey'e verildi. Böylece Yakub Bey 12 yıllık bir aradan sonra yeniden beyliğinin başına geçmiş oldu. Timur, Ankara Savaşı'ndan sonra Kütahya'ya gelmiş ve 1 ay kadar burada ikamet etmiştir.

Yıldırım Bayezid'in ölümünden sonra onun şehzadeleri arasında ortaya çıkan karışıklıklar sırasında önce Karamanoğulları ile bir ittifaka giren Yakub Bey, daha sonra Çelebi Mehmed'in tarafina geçti (1410). Ancak bu duruma tepki gösteren Karamanoğlu Mehmed Bey, Germiyan ili üzerine giderek Kütahya'yi zaptetti. Bu suretle Yakub Bey, ikinci defa ülkesini terketmek zorunda kaldi. Çelebi Mehmed'in Rumeli'de asayişi sağladıktan sonra Anadolu'ya geçmesi üzerine Bursa'ya kadar ilerlemiş olan Karamanoğlu derhal geri çekilmiş, hatta Germiyan topraklarını da terketmiştir. Osmanlı padişahı Çelebi Mehmet Karamanoğlu üzerine yürürken Yakub Bey de yardımcı olmaya çalışmış, zahire ve levazım tedarik ederek harekatı kolaylaştırmıştır. Böylece Yakub Bey ikinci defa ülkesine sahip olmuş ve Osmanlı hakimiyetini tanımıştır (1413).

II. Murat devrinde de Osmanlılar'la iyi geçinmeye çalisan Yakub Bey bir oğlunun olmaması ve yaşının ilerlemesi sebebiyle ülkesini Osmanlı padişahına bırakmayı düşündü. Bu maksatla yasi sekseni mütecaviz iken Bursa üzerinden Edirne'ye seyahat etti. II. Murad'la görüsmesi sirasinda hüsn-i kabul gördü ve merasimle karşılandı. Germiyan ilini II. Murad'a vasiyet ederek tekrar ülkesine döndü. Yakub Bey, Kütahya'ya dönüşünden bir sene sonra öldü (Ocak 1429) ve kendi imaretinin mescidindeki mihrabin arkasina defnedildi. Yakub Bey, aradaki fasilalarla birlikte 42 yil hükümdarlik yapti.

Germiyanoğulları Teşkilât ve Kültür

Sosyal ve Ekonomik Hayat

Germiyanoğullari Beyliği'nin en güçlü olduğu I. Yakub Bey devrinde sosyal ve ekonomik hayatin da gelişmiş olduğu anlaşılmaktadır. Sehabeddin Ömeri, Germiyan beyinin 700 şehir ve kalesi olduğunu, ordunun tam teçhizatlı olduğu, kıymetli eşya ve hayvanlara sahip bulunduğunu bildirmektedir. Ticarete önem veren ve nakliyesinde Menderes nehrinden yararlanan Germiyanoğulları bazı ihraç mallarını bu vasıta ile Ayasulug ve Balat yoluyla denizden ihraç ederlerdi. Yine bu devirde Bizans, her yıl Germiyan beyine 100.000 dinar ve pek çok kıymetli eşyayı hediye olarak gönderiyordu.

Germiyanoğullari devrinde "Germiyan kumaşları" olarak meşhur dokumalar çok kıymetli idi. Anadolu'nun her tarafında tanınan ve Bursa pazarlarında da bulunan Germiyan kumaşları Osmanlı sarayına giden hediyelik eşyalar arasında da yer alıyordu. Yine Denizli'de dokunan ve ak kalemli denilen kumaştan hil'at yapılırdı. Sarıklık bezler de yine bu bölgede dokunuyordu ve I. Murad'in kullandığı sarık burada işlenen tülbentten idi.

Germiyanoğulları'ndan Osmanlılar'a intikal eden vakfiyelerden anlaşıldığına göre tesis edilen imaret ve zaviyelerde yolcu ve fakirlere en iyi -şekilde hizmet ediliyordu.

O dönemde halk yerleşik ve konar-göçer olmak üzere iki kısımdı. Köy ve kasabalarda yasayanlar zirai ekonomiye sahip oldukları halde, şehirdekiler ticaret yapıyorlardı. Konar-göçerler ise hayvan besiciliği ile meşguldüler.

Germiyan hükümdarı Süleyman Sah ve II. Yakub Bey adına bastırılmış gümüş sikkeler bulunmaktadır. Ayrıca Yakub Bey, Timur'un himayesinde iken onun adına, Osmanlı himayesinde iken II. Murad adına da para bastırmıştır.

Germiyanoğulları Ordusu

Diger Anadolu Beylikleri'nde olduğu gibi Germiyanoğulları'nda da askerî kuvvet tımarlı sipahi idi. Ayrıca beylerin iktalarına göre silahlı kuvvet beslemeleri gerekiyordu. Ordu kumandanına subaşı deniliyordu. Germiyanoğulları'na tabi beyliklerle birlikte 200.000 atlı ve yayadan ibaretti. Beyliğin kendi ordusu ise 40.000 idi. Germiyanoğulları beyliği ordusunda kargı kullanan ve ok atan birlikler bulunmakta, savaş haricinde ordu zaman zaman askerî manevralar yapmaktaydı. Ayrica Germiyanlılar sınırlarının korunması maksadıyla ve savaşa karşı tedbir olmak üzere mevziler kazdirip buralara topladıkları kuvvetlerle harp hazırlıkları yapıyorlardı.

Germiyanoğulları İlmî ve Kültürel Faaliyetleri

Germiyanogullari devrinde Kütahya ilmî ve edebî faaliyetlerin merkezi idi. Burada, bugün Demirkapi Medresesi olarak bilinen Vacidiye Medresesi ve II. Yakub Bey Medresesi en önemli ilim müesseseleridir. Bir kadi olan Ishak Fakih'in inşa ettirdiği medrese de bu devirde faaliyet göstermistir. Bu medreselerde nakli ilimlerin yanında heyet ve astronomi de okutuluyordu.

Umur b. Sava'nin yaptirdigi Vacidiye Medresesi'ne adini veren Müderris Abdülvacid, uzun yillar hocalik yapmış ve bazı eserler kaleme almıştır. Fikih dalında Serhu'n-nikaye adli eseri telif eden (1403) Abdülvacid, astronomi konusunda Çagmini'nin Mülahhas adlı kitabına serh yazmistir.

Germiyanogullari zamanında yetişen ilim ve fikir adamlarının varlığı bize bu devirde beylik merkezinin ne derece canlı bir kültür hayatına sahip olduğuna delalet etmektedir. Germiyan beylerinin ilim ve fikir adamlarını korumaları ve onlara değer vermeleri bu ortamın gelişmesini sağlamıştır. Germiyan ilinin Osmanlılar'a geçmesiyle bu dönemde yetişen ilim ve fikir adamları, edebiyatçı ve şairler de Osmanlı idaresinde hayatlarını sürdürmüşler ve eserler vermeye devam etmişlerdir.

Edebî sahada ise Seyhoglu Mustafa, Ahmedî, Seyhî, Ahmed-i Dâî gibi sairler yetisti.

Seyhoğlu Mustafa, Süleyman Sah'in emriyle Farsça Merzübannâme ve Kabusnâme'yi Türkçeye tercüme etmiştir. Yine Süleyman Sah'in isteği üzerine kaleme aldığı Hursidnâme adli mesneviyi onun ölümü üzerine Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid'e takdim etmiştir. Siyasetnâme tarzındaki eseri Kenzü'l-Kübera ise Türkçe mensur bir eserdir.

Ahmedî'nin Iskendernâme'si de yine bu dönemde kaleme alinmıştır. Ahmed-i Daî ise Yakub Bey'in emriyle rüya tabirine dair Tabirnâme adiyla Farsça'dan bir eser tercüme etmiştir.

Germiyanoğulları Mimarisi

Germiyanogulları devrinde cami, medrese, çeşme gibi çeşitli mimarî eserler inşa edilmiştir. Ankara'da Kızılbey Camii (1299), Denizli'de Süleyman Sah'in yaptirdigi Ulu Cami (1368), Kütahya'da Kale-i Bala Camii (1377), Kursunlu Camii (1377), Balikli Camii, Analci Mescid, Vacidiye Medresesi, Uşak'ta Kavsit Çeşmesi, Kütahya'da Ishak Fakih'e ait çesme mimarî eserlerin en önemlileridir.
Previous
Next Post »