Encümen-i Daniş - Osmanlıda Encümen-i Daniş

Encümen-i Daniş, Osmanlı Devleti’nde 1851-1862 yıllarında hizmet vermiş bir bilim kuruludur.
Kuruluş gayesi, eğitim ve kültür alanında gerekli çalışmaları yapmak, batıdaki ilmî çalışmaları ve yenilikleri takip etmek, Türk dilinde ilim ve fenlere dair lüzumlu kitapları hazırlamak veya tercüme etmek, ilmin memlekete yayılması, vatandaşların bundan istifadesiyle umumî seviyeyi yükseltmek olarak tespit edilmişti.


21 Temmuz 1846’da toplanan Meclis-i Maârif-i Umûmiyye'de ilmî müesseseler arasında bir de Encümen-i Dâniş’in kurulmasına karar verildi. Encümen-i Dâniş’in resmen kurulması için Ahmed Cevdet Paşa, bu kurumun gayesi ve sağlayacağı faydaları ihtiva eden bir mazbata yazarak, Sultan Abdülmecid Han'a arz etti. Abdülmecid Han, izin verince, Cevdet Paşa bu mazbataya uygun bir beyannameyi 1 Haziran 1851 tarihli Takvîm-i Vekâyî’de (Resmî Gazete’de) yayınladı.

Maârif tarihimiz açısından bir vesika mahiyetinde olan bu beyannamede, Encümen-i Dâniş’in kuruluşundaki ilmî maksat çok daha açık bir şekilde izah edildi. Ayrıca reis ve azaları ilan olundu. Encümen-i Dâniş’e, Bezm-i Âlem Vâlide Sultân’ın, Sultan Mahmud türbesi yakınlarında yaptırdığı Dârülmaârif adlı okulun içinde bir yer ayrıldı. Encümen-i Dâniş, Sultan Abdülmecid Hanın iradesi üzerine, 18 Temmuz 1851 (19 Ramazan 1267) tarihinde, büyük bir törenle açıldı. Açılışa başta Padişah olmak üzere, sadrâzam, bütün hükümet üyeleri ve ilmiye sınıfı katıldı.

Açılış töreninden sonra, dahilî ve haricî azalara, birer rüûs (diploma) verildi. Encümen-i Dâniş’in nizamnâmesinde (tüzüğünde) dahilî ve haricî azalıklar ile bunların hususiyetleri ve faaliyet alanları belirtildi. Dahilî azalar, kesin olarak kırk kişiydi. Bunların her birisinin bir ilim dalında mütehassıs olması, bir yabancı dili bilmeleri, bir eser hazırlama veya tercüme kabiliyetlerini haiz olmaları şart koşuluyordu. Dahilî azalar, zarurî bir mazeretleri bulunmadığı müddetçe, toplantılara katılmaya mecburdu. Dahilî azalıklarda “Sadrazam Reşid Paşa, Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey, SeraskerMehmed, Hariciye Nâzırı Âlî ve Ticaret Nâzırı İsmet Paşa gibi devlet adamları, ayrıca Sadrazam Fuad Paşa, Şerif Mehmed, Tarihçi Hayrullah Efendi, Ziver Kala, Ahmed Vefik, Osman Sâhib, Ahmed Cevdet Paşa, Ali Fethi ve Recâî efendiler gibi devrin ilim ve edebiyat dünyasının mümtaz simaları da yer alıyordu.

Haricî 30 tane aza bulunuyordu. Haricî azaların, Türkçe'ye vâkıf olmaları şart koşulmamıştı. Akademiye hangi dil ile olursa olsun malumat verebilmeleri yeterli sayılıyordu. Bunlar, maarife dair yazacakları yazıları Encümen-i Dâniş’e göndermekle görevliydiler. Haricî azalıklarda devrin Rum ve Ermeni bilginlerinin yanında, meşhur İngiliz müsteşriki James W. Redhouse, Fransız müsteşriklerinden Bionchi gibi Avrupa’nın tanınmış ilim adamları yer alıyordu.

Encümen-i Dâniş’te yalnız öğretim kitapları hazırlanırken, daha sonra, Dârülfünun’da okutulacak kitaplar da hazırlanmaya başladı. Encümen-i Dâniş’te ilk önce Kavâid-i Osmâniye ile ilgili bir lügat kitabı hazırlanması kararı alındı. Bununla ilgili çalışma neticelenmediyse de, tarihle ilgili Ahmed Cevdet Paşa'ya verilen 1774’ten 1824’e kadarOsmanlı tarihini yazma görevi tamamlandı. 12 cilt hâlinde muazzam Târih-i Cevdet diye bilinen Osmanlı tarihi kitabı meydana geldi.

Encümen-i Dâniş’in hangi tarihte ve neden lağvedildiği hakkında kesin bir malumat yoktur. Ancak, 1862’ye kadar devlet salnâmelerinde “Diyânet Takvimi” ismi geçtiği hâlde bundan sonrakilerde görülmemektedir. Buradan Sultan Abdülmecid Hanın vefatıyla, çalışmasına son verildiği tahmin edilmektedir. Bu ilk Türk Akademisi, 12 yıl kadar hizmet vermiştir.
Previous
Next Post »