1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı

1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında birçok cephelerde yapılmış bir savaştır. Napolyon Bonapart'ın önderliği altındaki Fransa'nın Avrupa'da başlattığı savaşların arka planında yer almıştır. Osmanlı Padişahı III. Selim'in saltanatı döneminde 1792-1805 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu ve Rusya barış içinde yaşamışlardı. Hatta Osmanlı İmparatorluğu Mısır'ı işgal eden Fransa'ya karşı İngiltere ve Rusya'yla işbirliği yaptı.

24 Eylül 1805 tarihinde Osmanlılar Ruslarla yeni bir dostluk antlaşması imzaladılar. Ancak bu antlaşmanın imzasından kısa bir süre sonra Osmanlı İmparatorluğu ve Rusya arasında yeni bir anlaşmazlık çıktı. Rusya, Osmanlıların Rus yanlısı Eflak ve Boğdan beylerini görevden almasından hoşnut değildi. 40.000 civarında Rus askeri Eflak ve Boğdan'a girdi. III. Selim 22 Aralık 1805 tarihinde boğazları kapattı ve Rusya'ya savaş ilan etti.

Eflak ve Boğdan'ın Rus işgaline girmesinin ardından Türk ordusu 1807 yazında Bulgaristan'dan Tuna Nehri üzerinden Eflaktopraklarına girerek Bükreş'e yöneldiyse de, Mikail Miloradoviç komutasındaki Rus ordusu tarafından 2 Haziran 1807 tarihinde Obileşti Muharebesi'nde püskürtüldü.

Doğu Cephesinde ise İvan Gudoviç komutasındaki 17.000 kişilik Rus birliği 18 Haziran 1807 tarihinde Arpaçay Muharebesi'ndeYusuf Paşa komutasındaki yaklaşık 20.000 kişilik Türk birliğini mağlup etmeyi başardı. Bu iki muharebe sonucunda Batı ve Doğu cephelerinde durum sabitlendi.

Denizde ise Rus donanması Türk donanmasına üstünlük sağlamayı başardı. 22-23 Mayıs 1807 tarihlerinde Çanakkale Muharebesi'nde, 19-22 Haziran 1807 tarihlerinde de Limni Muharebesi'nde galip gelen Rus donanması Ege Denizi'nde hareket serbestisi kazandı.


Kabakçı Mustafa İsyanı

Bu çarpışmalar sürerken İstanbul büyük bir siyasi kargaşa içine girdi. 29 Mayıs 1807 tarihinde Kabakçı Mustafa isyanı sonucu III. Selim Osmanlı tahtından indirilmiş ve yerine IV. Mustafa tahta geçmişti. IV. Mustafa'nın saltanatı boyunca Osmanlı sarayında büyük bir kargaşa yaşandı. Yeniçeriler saraya hakim oldular. 28 Temmuz 1808 yılında taht tekrar el değiştirdi. IV. Mustafa'nın yerine II. Mahmut tahta geçti.

1807 yılında Fransa ile Tilsit Antlaşması'nı imzalayarak Fransa baskısını bir süreliğine bertaraf eden Rusya 1809 yılında Tuna cephesinden harekete geçti ve 2 yıla yakın süredir durmuş olan çatışmalar yeniden başladı. Kont Bagration komutasındaki Rus birlikleri Dobruca'yı işgale başladılar ve 4 Eylül 1809 tarihinde Cernavoda Muharebesi'nde Türk ordusunu yenilgiye uğrattılar. Bu yenilginin ardından bölgenin önemli kaleleri İsmail ve İbrail sırasıyla 13 Eylül ve 21 Kasım'da düştü. İlerleyen Rus birlikleri Silistre'yi kuşattı. Yardıma gelen Türk ordusu 10 Ekim'de Tatarcık Muharebesi'nde Rus birliklerince durdurulsa da, arkadan sarılma tehlikesini gören Rus ordusu Silistre Kuşatmasını kaldırarak tekrar Dobruca'ya çekildi.

1809 yılında Dobruca'nın denetimini eline geçiren Rus ordusu 1810 yılında Bulgaristan'a yöneldi. Türk ordusunun 10 Mayıs 1810'da Hacıoğlu Pazarcık Muharebesi'nde Rus ordusuna mağlup olmasının ardından Hacıoğlu Pazarcık işgal edildi. 30 Mayıs'ta yardım alma olanağı kalmadığı için teslim olan Silistre ve 1 Haziran'da Razgrad Rusların eline geçti. İleri hareketını sürdüren Rus ordusu Haziran başında Rusçuk ve Şumnu'yu kuşattı.

6 Ağustos 1810'da genel taarruza geçen Rus kuvvetleri, Türk garnizonu karşısında yenilgiye uğradı ve geri çekildi. Kuşatma halindeki Rusçuk garnizonu takviye beklerken, Rusçuk seraskerliğine atanan Halil Paşa 40.000 kişilik ordusuyla Tırnova ile Rusçuk arasında Bele Muharebesi'nde Rusları mağlup etti. 28 Ağustos'ta Rusçuk batısındaki Batın deresinde savunma düzenine geçen Türk ordusu 26 Ağustos'ta Bâtın Muharebesi'nde ağır bir yenilgiye uğradı. Muharebede Halil Paşa da vurularak hayatını kaybetti. Bâtın Muharebesi'nin ardından bu iki kalenin yanısıra, Ziştovi, Tırnova,Selvi, Lofça, Yergöğü ve 15 Ekim'de Niğbolu Rus ordularınca zaptedildi. Bu başarılara rağmen, kışın yaklaşması ve ikmal hattının giderek uzaması nedeniyle güvenliğini tehlikede gören Kont Kamenski Rus ordusunu geri çekti.
Savaşın sonuçlanması

Ahmet Paşa komutasındaki 60.000 kişilik Türk ordusu 1811 ilkbaharında Rus ordusuna karşı sefere çıktı. 22 Haziran 1811 tarihindeki Rusçuk Muharebesi'nde Türk taarruzu Kutuzov komutasındaki Rus birlikleri tarafından durdurulsa da, önemli kayıplara uğrayan Rus ordusu geri çekildi. Ricat halindeki Rus ordusunu takip eden Türk ordusu, takviye kuvvet alan Rus ordusunun aniden saldırmasıyla 2 Ekim 1811'de Tuna Muharebesi'nde ağır bir yenilgiye uğradı.

Ordusu kuşatılan Osmanlı Devleti ile 1812 yılında tekrar Fransız tehdidiyle karşı karşıya kalan Rusya 1812 yılında barışa müzahir bir tutum benimsediler ve barış müzakereleri başladı.

28 Eylül 1812 tarihinde imzalanan Bükreş Antlaşması ile Rusya, Eflak ve Boğdan'dan çekilecek, Besarabya bölgesini ise Ruslara bırakılacaktı. Osmanlılar Bosna ve Eflak'dan 2 yıl vergi almayacak, Sırplar iç işlerinde serbest kalacaktı. Tuna nehrinde hem Osmanlı hem de Rus gemileri serbestçe dolaşabilecekti. Prut ve Tuna nehirlerinin sol sahilleri iki ülke arasında sınır kabul edilecekti.

Ayrıca, Kuban Nehri ağzından güneyde Bzıb (Psıb) Nehri ağzına kadar uzanan Çerkesya kıyılarının denetimi, Anapa Kalesi ile birlikte Osmanlılara geri verildi. Buna karşılık Bzıb ve Rioni nehirleri (Poti) arasındaki Karadeniz kıyıları ve Gürcü toprakları Ruslara bırakıldı.

1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı Sonuçları

Önemli askeri başarılar kazanmış olan Rusya, Fransız tehdidi nedeniyle ufak bir toprak kazancıyla yetinmek zorunda kaldı.

Esasen Boğdan Voyvodalığı'na ait olan Besarabya'nın Rus işgaline girmesiyle bu iki bölge arasındaki bütünlük zayıfladı ve bugünkü Moldova ve Romanya'nın temelleri atıldı.
Savaş sırasında isyanları süren ve Ruslar tarafından desteklenen Sırplar 1817 yılında özerklik kazandılar.

Ruslar Gürcistan üzerindeki egemenliklerini pekiştirdiler, ayrıca Çerkezler üzerindeki baskılarını artırdılar.
Previous
Next Post »